Özgüven Nasıl Kazanılır, 8 Etkili Uzman Tavsiyesi

“İnsan ne ise o olmalıdır!” ifadesi ne anlama gelir?

İnsan kendisini olduğu gibi kabul etmelidir. Olumlu tarafları ile eksik yanlarını aynı dürüstlükle görmeli ve kendisini bambaşka bir insanmış gibi algılamamalıdır.

Oysa günümüzde pek çok insan kendisini olduğu gibi değil kafasında kurguladığı (hayal ettiği) gibi görmektedir. Bu anlayış kişinin gerçeklerden kopmasına ve bir süre sonra hayat karşısında boşluğa düşmesine neden olmaktadır.

Bu tarzda boşluğa düşmemek ve gerçeklerden kopmamak için yapılması gereken şey kişinin kendisini her ne ise öyle algılamasıdır. Yani yaşını, cinsiyetini, maddi durumunu, dış görünümünü, yeteneklerini, kusurlarını kısacası tüm özelliklerini olduğu gibi kabul etmelidir.

Açık fikirli olun fakat ilkelerinize sadık kalın!

Özgüven sahibi insanların hepsi açık fikirli insanlardır. Bu kişiler hata yaptıklarında bunu açık yüreklilikle kabul ederler ve aynı hataları tekrar yapmazlar. Yeni fikirlere ve projelere açıktırlar. Eleştiri ve özeleştiri mekanizmalarını kullanarak hayatı çok boyutlu görmeye gayret ederler.

Ancak açık fikirli olmak ilkesiz olmak anlamına gelmez. Aksine açık fikirli insanlar değerlerine daha güçlü biçimde bağlıdırlar. İstemedikleri ya da benimsemedikleri bir şey olduğunda hiç kimse onlara zorla bir şey yaptıramaz. Bu tavırları ile çevrelerinde büyük saygı uyandırırlar.

“Aktif eylemsellik metodu” ile özgüven nasıl kazanılır?

Özgüven kaybı yaşayan insanların büyük bir kısmı yaşamda aktif olarak rol almazlar. Pasif bir yaşam sürmenin bir süre sonra mutsuzluk ve özgüven kaybı getirdiği bir gerçek. Bu nedenle kişinin yaşamının tüm aşamalarında üzerindeki atalet duygusunu bir kenara atması ve “aktif bir yaşam sürmesi”gerekir.

İçe kapanmak, hayata ve kendisine sürekli kızmak, boşvermişlik duygusu yaşamak ve alışkanlıklarının esiri olmak kişiyi kesinlikle atalete sürükler. Atalet duygusu tembellikten dahi daha tehlikeli bir duygudur. Bu his kişinin durgunlaşması ve yaşamını değiştirmek için herhangi bir çaba içerisine girememesidir.

İşte aktif eylemsellik metodu kişinin üzerine serpilmiş bu ölü toprağını silkeler ve kişiye yeni bir yaşam bahşeder. Özgüven kazanma çabasını gerçekleştiren kişi her konuda eyleme geçer, sorunları ertelemez, yapılması gerekenlerin üstüne cesaretle atılır. Kişi eyleme geçtikçe ve yeni şeyler yaptıkça kendisine olan güveninin arttığını ve iş yapma becerisinin hızla geliştiğini fark edecektir.

Tebdili mekan ve tebdili zaman her zaman hayırlıdır

Eski çağlarda atalarımızın sık sık ifade ettikleri bu söz özgüven kazanma yolunda da altın değerinde bir reçetedir.

Tebdil kelimesi “değişim, değişiklik, farklılık” anlamlarına gelmektedir. Tebdili mekan ve tebdili zaman ise kişinin yeri ve zamanı değiştirmesidir. Bu ifadenin bir de “tebdili kıyafet” biçimi vardır ki bu da “kıyafet değiştirmek” anlamına gelmektedir.

Tebdili mekan ve tebdili zamandan kasıt kişinin yaşamını durağanlıktan kurtarıp devamlı yenilikler yapmasıdır.

Kişi yaşadığı yeri, devamlı oturduğu mekanları, yatak odasını ve çalışma masasını yeniden düzenlerse yaşama bakışının da değiştiğini fark edecektir. Buna tebdili mekan denir.

Tebdili zaman ise kişinin hayat düzenini değiştirmesidir. Sabah vakitleri normalden erken kalkıp şimdiye kadar yapmadığı yeni bir şey yapmak, dinlenme aralarını değiştirmek ve uyku sürelerini yeniden düzenlemek de kişinin özgüveninin artmasını sağlamaktadır.

Kişisel bakımına dikkat et, giyim kuşamına özen göster!

Kuaförlerde daha uzun zaman geçirin. Kişisel bakımınızı ihmal etmeyin. Giyim kuşamınıza özen gösterin. Sürekli şık görünmeye gayret edin.

Bu tarzda davrandığınızda hem insanların size olan bakışları değişecek hem de siz kendinize daha olumlu bakmaya başlayacaksınız. Yaşam enerjinizin pozitif olmasını sağlayan bu tutum kişinin zannettiğinden daha çok özgüven arttırıcı bir etkiye sahiptir.

İletişime açık olun!

İnsanlarla aranıza görünmez duvarlar örmeyin. İnsanlarla bir şeyler paylaşın. Sosyal ortamların dışında kalmayın. İnsanları dinleyin ve kendinizi onlara ifade edin.

Kişi, başkasının aynasında (gözünde) ne dev gibi büyük görünür ne olduğundan küçük. Çünkü başkaları size hak etmediğiniz değeri vermez. Yani onlar siz her ne iseniz size öyle davranırlar.

Gerçek kimliğinizle yüzleşmek istiyorsanız kendi hakkınızdaki yargılarınızı bir kenara bırakın ve sosyal ortamda nerede durduğunuzu değerlendirin.

Unutmayın ki yalnızlık özgüvenin en büyük düşmanı, sosyal paylaşımlarda bulunmak ise özgüven kazanma yolunda en etkili sağaltım aracıdır.

Beden dili ve özgüven kazanma

Kişinin beden diline bakarak ne kadar özgüvene sahip olduğunu tespit etmek mümkündür. Kişinin duruşu, bakışı ve ses tonu özgüvenin seviyesi hakkında önemli ölçüde fikir vermektedir.

Tabi bu gerçeklik şu sonuca da varmamızı sağlamaktadır: Kişi beden dilindeki kimi detayları değiştirerek özgüvenini arttırabilir.

Peki nasıl? İşte uzmanlardan birkaç yanıt:

  • Devamlı dik yürüyün. Başı önünde yürümekten vazgeçin. Yürürken çevrenize hakim bir eda ile her tarafı tarayarak ilerleyin.
  • İnsanlarla göz teması kurun. Bakışlarınızı kaçırmayın.
  • Ses tonunuz karşıdaki kişinin rahatlıkla duyabileceği yükseklikte olmalıdır.
  • Jest ve mimiklerinizi sergilemekten çekinmeyin. Onaylama ve ret ifadelerini sarf ederken el-kol hareketleri ile konuşmanıza güç verin.
  • Birisi ile konuşurken ona bedeninizin tüm ön cephesini çevirerek konuşun.

Ne geçmişte takılıp kal ne de geleceğe dair düşlerde kaybol! En doğru yol: “Carpe Diem”

Eski dönemlerde yaptığınız hataların sürekli karşınıza çıkıp sizi engellemesine izin vermeyin. Yapılan bu hataların geçip gittiğini ve size bir şey kazandırmayacağını bilin

Aynı şekilde gelecekle ilgili düşler kurup onları gerçek yaşamın önüne geçirmeyin. Elbette ki gelecekle ilgili hayaller kurulmadan yaşanamaz. Böylesi bir yaşam çok renksiz olur. Çünkü hayallerimiz bizi daha güzel bir yaşama ulaşma çabasında motive eder. Fakat sürekli hayal dünyasında yaşamak ve gerçeklerle bağını koparmak kişinin tüm yaşam becerilerini köreltir.

Yapılması gereken şey geçmişe ve geleceğe hak ettiği değeri vermek fakat her iki “öteki zamanı” da yaşamın merkezine oturtmamaktır. Önemli olan Latinlerin “Carpe Diem” sözünü yaşam felsefesi olarak esas almaktır.

Carpe Diem ifadesi “İçinde bulunduğun zamanı yaşa!”anlamına gelmektedir. Bu söz yaşadığımız hiçbir günün tekrarının olmadığını dolayısıyla da özgüvene sahip bir yaşam dışında başka bir şansımızın bulunmadığını bildirmektedir. O halde yapılması gereken şey çok açık ve nettir:

“Carpe Diem: Yaşamımın en değerli anı, şu an içinde yaşadığım andır. O halde özgüven kazanma çabasına hemen şimdi girmeliyim. Kaybedecek zaman yok!”

İşte Kenzül Dua Kitabı'nın mucizevi etkisini kanıtlayan birbirinden garip okuyucu yorumları! Bu yorumlar sizi de hayrete düşürecek, şimdiye kadar herkes hayretler içerisinde kaldı ve mucizeye tanık oldu.

Bu mucizevi duaları taşıyan Kenzül Dua Kitabı'na ulaşabilmek için şuraya tıklayın lütfen. (Tıklayıp kitabın indirme sayfasına gidin.)

İşte o mucizevi yorumlar:

Buna benzer birbirinden garip yorumları okumak için kitabın tanıtım sayfasına bakın.

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*